18 Ekim 2016 Salı

Bir Anlamı Olsun


Her işe yetişeceğimizi sanırız. Her konuda uzman olabileceğimizi ve fikir yürüte- bileceğimizi düşünürüz. Gelişmek isteriz, öğrenmek isteriz, daha iyi olsun isteriz. Yalnız bu gelişimin bizi nereye götüreceğini genellikle ölçemeyiz. Nihayetinde varmak istediğimiz bir yer vardır ama ilk başta düşündüğümüz ve olmak istediğimiz yer mi değil mi, bunun bile farkına varamayız. Ondan sonra da kendimize şöyle deriz: “Seneler geçmiş be arkadaşım, vakit ne kadar hızlı ilerliyor…”

Vakit geçip gidiyor, ama benim istediğim gibi mi? İçinde ben var mıyım? Benim görmek istediğim o anlam var mı hayatımda?

Halbuki bir insan, kollarını şöyle bir açsa ve kendi çevresinin ne kadar yer kapladığını bir görse.. Çapımız kadardır hareket alanımız, haddimiz kadardır yapabileceklerimiz. Elbette birçok iş yapmak, kendimizi gerçekleştirmek istiyoruz, üretmek istiyoruz, daha iyi olsun daha güzel olsun istiyoruz. Ama bunu yapabilmenin sırrını “BİZ” olduğumuzda yapabileceğimizi hala anlayamadık. BEN istersem değil…

Bu yüzden kollarımızı kaldırıp ellerimizi diğer güzel insanların elleriyle birleştirerek çevremizi ve yapabileceklerimizin sınırını genişletmeliyiz. BİZ olmayı da unuttuk..

Zannediyorlar ki bir ekibi yönetenler; “Ben varsam bu ekip var”. Halbuki o ekip olmasa sen de olmazsın. O ekibin elinden tutup BİZ diyemiyorsan, o ekip de ekip olamaz zaten. BİZ olduğunu hissedebilmesi ve kendini oraya ait olduğunu bilmesi gerekir. O yüzden, yönetici veya işveren danışanlarım olduğu zaman, “Ekibiniz kadarsınız arkadaşlar” diyorum onlara. Sizin bir yerlere gidip, araştırmalar yapmanız, öğrenmeniz tabi ki önemli. Ama eğer o ekip sizin öğrendiklerinizi öğrenemezse ve siz onlardan sizin gibi düşünmelerini beklerseniz, sonuç hüsran olur.

Herkes haddini bilecek. Herkes yapabileceklerini ölçecek, tartacak. Uzman olmak istediği konuyu belirleyecek ve o konu üzerinde çok çalışıp, derdi hep birlikte üretmek olacak. Hepimiz yerine getirmemiz gereken bir görevimizin olduğunu anlamalıyız. Yaşam amacımız olmadan hayata anlam katamayacağımızı, bu amaç için mücadele etmenin değerini ve o mücadelenin aslında hayatımız olduğunu göreceğiz hep birlikte. BİZ olabilmenin erdemini..

Yazıda gördüğünüz fotoğrafı bu yüzden ekledim. Farkında olacağımız bir hayatın şifresi belki de, demiş ki Aamir Khan: “Hayatının amacını, mutlu olduğun yerde ara.”


Güzel günler sizinle olsun..

3 yorum:

  1. İlk yazı neticesi ile gayet güzel ancak 'Ahmet GÖZÜAÇIK' adına daha iyisi yapılabilir.
    Giriş, gelişme ve sonuç bölümü kompozisyon halinde olursa daha etkileyici olabilir. Akıcılık konusunda pürüz var sebebi parça bütünlüğünün olmaması ve bir sonraki cümlenin bir önceki cümleyle bazı yerlerde akışının kesilmesi.

    İçerik zenginleştirilebilir (bazı cümleler anlamca birbirine yakın farklı içsellikte cümleler ile zenginlik katılabilir, Tema 'BİZ' bilinci ise, Bir anlamı olsun başlığı yerine daha alakadar bir başlık seçilebilir.
    Kaleminiz susmasın' Güzel bir girişim ve sağlıklı bir yazı.

    *ŞİMŞİR

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için teşekkür ederim Furkanım. Bir yerden başlamak lazım diyerek bir adım attık yazı dünyasına. İlk sahneye çıktığımızdaki amatör ruhumuzla hareket ettim doğal olarak. Gün geçtikçe geliştirebilirim umarım. Düşündüklerimi daha etkin ifade edebilmem ve anlaşılabilmem dileğiyle :) Selamlar.

      Sil
  2. Gönlü güzel insanlarin kaleminin, konusmasi ve guclenmesi biz cahillere de ışık tutacaktir. Umarim daha nice guzel yazilariniz olur.
    'Simsir'

    YanıtlaSil